Günlük iş temposu yorgunluğu geçen zamana öyle güzel serpiştirir ki insan durup dinlenmeye başlamadan ne kadar yorulduğunu farkedemez bile, ta ki ne zaman oturur ayaklarının uzaırsın o zaman bünyendeki bel, bacak, sırt vb yoğun baskı altında kalmış organlar sinyal vermeye başlar, insan o zaman anlar "of be amma yorulmuşum". Toplum yaşamı yorulan insanın günlük aktivitelerine sağlıklı devam edebilmesi için tatil denilen, çalışmadan geçirilen zaman dilimlerini oluşturmak mecburiyetinde kalmıştır, insanın pinin bitip masanın üzerinde yığılmaması için haftada bir gün, senede yirmi gün , bayram seyran ve benzeri zamanlarda belirsiz miktarlarda tatil zamanları belirlenmiş ve yorulan insan bünyesinin inhiyacı olan dinlenme zamanları toplum yaşamını etkilemeden toplam çalışma zamanının arasına serpiştirilmeye çalışılmıştır. Hele ki bayramlar hem ruhen hem bedenen dinlenmek için mükemel zamanlardır, tüm işleri unutup bünyenizdeki her yorgunluk zerresini atmak için yeterince uzun günleriniz vardır artık, ne güzel.
Yani kısaca şunu söylemeye çalışıyorum, bayram tatili insanın dinlenmesi içindir, peki geçtiğimiz beş günlük tatilin ardından ben neden sanki aylardır hafta tatili bile yapmadan çalışmış gibi yoruldum bunu anlamadım.
İnsan oğlunun kanında biraz mazoşistlik var, kendi dinlenmesi için ayrılmış , göbeğeini gere gere oturarak koltukta uyuması, yataktan öğlenden sonra çıkması için kendisine adanmış o güzel günleri eş dost ziyareti , kurban, giyinme süslenme gibi aktiviteler yüzünden kendine normal iş gününden daha da yorucu bir hale getiriveriyor bir anda.
"Bu gün bayram erken kalkalım, misafirler gelir " gibi bir cümle olabilirmi yahu, "Bu gün tatil , öğlene kadar yatalım, millet de eşşek değil ya, gelmesinler sabah sabah " olması lazım doğrusunun, zaten bütün hayatımız erken kalkmakla (yada erken kalkmaya çalışmakla ) geçiyor.
Yani kısaca yine dinlenemedik, neyse efendim , artık birdahaki bayramlara.
